KONUMU
Karadeniz Ereğli; Batı Karadeniz kıyısında geniş bir kıvrımla kuzeye doğru yönelen Baba Burnunun oluşturduğu doğal bir liman içinde yeralır. Sanayi ile doğanın uyumunu gözlediğimiz bu bölge, Karadenizde güneye bakan üç limanı ve bir barınağı ile önemli bir ticaret merkezidir.
Karadeniz bölgesinin genel iklim özelliklerine sahip olan Karadeniz Ereğli’nin yemyeşil ormanlarından ve doğal güzelliklerinden, Katip Çelebi’nin Cihannümasında “Bağlık bahçelik olup” diye başlanılmakta ve liman-kent anlamına gelen “Bender Ereğli” olarak söz edilmektedir. Bugün de hala yeşilinden, 30-40 km.lik kıyı boyunca dizilmiş mavi koylarından ve plajlarından bir şey kaybetmemiş olan Ereğli, sosyal ve kültürel yaşantısı, çevre düzenlemeleri ve ticari faaliyetleri ile bölgenin candamarı konumundadır.
782 kilometrekarelik yüzolçümü, 100 binlere varan nüfusu ile Zonguldak’ın en büyük ilçesi olan Ereğli, İstanbul’a 270, Ankara’ya ise 290 kilometre uzaklıktadır.
TARİHİ
M.Ö. 20. y.y.da Anadolu’da kurulan Hitit imparatorluğunun dağılmasından sonra, Orta Batı Anadolu’da yaşayan Frik boylarından ayrılan Maryandinliler Ereğli’ye M.Ö. 13. y.y’da yerleşirler ve bu topraklara Maryandinya ismini verirler.
Yunanlıların ünlü Argonot seferine katılan yarı tanrı Herakles (Herkül) buraya gelir (M.Ö. 13 y.y.) Yeraltı Ölüler ülkesi ‘ne Cehennemağzı mağarasından inerek Hades’in bekçisi üç başlı köpek Kerberos’u yakalar ve yeryüzüne çıkarır. Kentin Maryandinya olan adı “Heraklesin Yurdu” anlamına gelen Herakleia olarak değiştirilir. Daha sonraları ise Anadoludaki diğer Herakleia kentlerinden ayırmak amacıyla Herakleia Pontika adı verilir.
Heraklia Pontika M.Ö. 5.y.y’da Megara kolonisi olarak varlığını sürdürmüştür. Megaralılar döneminde hızla gelişen kentte akropol, surlar ve dökülü limanı inşa edilmiştir. Herakleia Pontika’da yetişen ve Atina’ya giderek Filozof Eflatun’un öğrencisi olan, Akademiyi yöneten, Filozof Heraklides, Dünyanın kendi ekseni etrafında döndüğünü ilk söyleyen düşünürdür. Yine Eflatun’un öğrencisi olan yönetici Klarchus ise ilk kütüphaneyi kurmuştur.
M.Ö. 4. y.y’da Büyük İskender döneminde Ereğli’mizin Amastris ile Kraliçe şehri olmasından
sonra sırasıyla Herakleia Pontika; Helen, Pers ve Roma egemenliklerinden ardından Roma İmratorluğunun parçalanmasıyla; Bizans ve Cenevizlilerin egemenliğine girmiştir. Bu dönemin dikkate değer en önemli olayları da; M.S. I. yüzyılda İsa’nın havarilerinden Aziz Andreas’ın Ereğli’ye gelerek mağara kilisede ilk gizli ayinleri yaptırmış olması ve ünlü mim sanatçısı Krispos’un bölgenin sanat merkezlerinden biri olan Ereğli’de yaşamasıdır (anıt mezarı müzededir).
Karadeniz Ereğli 1327 yılında Sultan Orhan zamanında Osmanlı’ya geçmiş ve bundan sonra da önemini yitirmemiştir. Zira, İstanbul’un fethi sırasında ilçemizden gönderilen taşlarla Rumeli Hisarı yapılmış, İstanbulun fethinden sonra dikilen Fetih Çınarları canlı anıtlar ve çevre bilincinin simgesi olarak günümüze kadar gelmiştir. Ayanlık yönetimi ile birlikte 1816’da Kalyon Nazırlığı kurulmuştur.
Kestaneci köyünden Uzun Mehmet’in 8 Kasım 1829 tarihinde taşkömürünü bulması ile bölgede kömür işletmeciliği ve deniz taşımacılığı başlamış, yurdumuzun ilk armatörleri buradan yetişmiş, 1880 tarihinde kurulan Belediyemiz ilk belediyeler arasında yer almıştır.
Alemdar Destanı ile 9 Şubat 1920 (27 Ocak) tarihinde Kurtuluş Savaşının ilk ve tek deniz muharebesine tanık olan Karadeniz Ereğli, 18 Haziran 1921’de Kuvay-i Milliye zaferiyle Anadolu’da işgalden kurtulan ilk ilçelerden biri olmuştur.
Cumhuriyetle birlikte kömür ve çilek üretimindeki artış, deniz ve kara taşımacılığındaki kolaylık ve olanaklar, ilk konserve fabrikasıyla Osmanlı Çileğinin ünlenmesi ilçemizin değer ve önemini arttırmıştır. Sonuçta Ereğli’miz, ülkemizin en büyük sanayii tesisinin kurulması ve gelişen yan sanayii ile birlikte bugünkü ekonomik, sosyal, kültürel ve demografik gelişmişlikle uluslararası boyutta tanınan önemli ilçeler arasına girmiştir.
UZUN MEHMET VE KÖMÜR
Ülke sanayinin gelişmesinde büyük payı olan taşkömürü, 8 Kasım 1829 tarihinde Kestaneci köyünden Uzun Mehmet tarafından Balı köyü Neyren deresi Köseağzı mevkiinde bulunmuştur. Kömür işletmeciliği Abdülmecit tarafından 1848’de ilk defa Kandilli civarında başlatılmış ve daha sonra Kozlu ve Zonguldak bölgesine yayılmıştır. Kömür işletmeciliği bilahare İngilizler ve Fransızlar, I.Dünya savaşından sonra da Almanlar tarafından işletilmiştir. Cumhuriyrtimizin kurulmasıyla başlatılan büyük sanayi hamlesiyle millileştirilmiş ve EKİ Ereğli Kömürleri İşletmesi olarak uzun yıllar Ereğli, kömür işletmeciliğinin merkezi olmuştur. Kömürü ilk bulan Uzun Mehmet’i anmak amacıyla doğduğu köye anıtı yaptırılmış olup, şehir merkezine de heykeli dikilmiştir.
ALEMDAR OLAYI
Kurtuluş Savaşımızın ilk ve tek deniz savaşı olan ve bu çatışmada ilk ve son deniz şehidinin verildiği ALEMDAR OLAYI ; Kurtuluş Savaşımızda, Karadeniz limanlarından Milli Hükümet’e silah ve cephane ikmali yapmak üzere, İstanbul’dan gizlice kaçan Alemdar Gemisi ve kahraman mürettebatının öyküsüdür.
Ereğli açıklarında Fransız Gambotuna esir düşen Alemdar personeli, esaret yerine ölümü seçerek Fransız Gambotu ile çatışmaya girer ve Ereğli limanına kaçar. Bu kovalamaca esnasında, Ereğli halkı, Baba Burnundaki mevzilerden ve sandallardan ateş desteği yapar ve Alemdar Gemisi Kavakdibi Çobançeşmesi mevkiinde karaya oturur. İşte tarihin, 9 Şubat 1921’i (27 Ocak) gösterdiği, Kurtuluş savaşımızın bu ilk ve tek deniz savaşında, Fransızların zayiatı 2 ölü, 3 yaralı ve 5 esir olurken, Kurtuluş Savaşının ilk ve tek şehidi Serdümen Recep Kahya dümene sarılı olarak can verir. Bu olay sonucu Fransızlar ile yapılan andlaşma; Ankara Hükümetinin uluslar arası boyutta resmen tanınmasını sağlarken, Kabotaj haklarının elde edilmesi yolunu açmıştır.
OSMANLI ÇİLEĞİ
İlk olarak 1920’li yıllarda Karadeniz Ereğli’de ekimine başlanmıştır. İstanbul’dan getirilen Avrupa kökenli Arnavutköy çileği fideleri, Ereğli’nin iklim şartları içinde kestane toprağıyla buluşmasıyla türetilmiştir. Pembe rengi, oval görünümü, zengin aroma ve nefis kokusuyla eşi bulunmayan Osmanlı Çileği, dünyada sadece Karadeniz Ereğli’de yetişen eşsiz bir meyvadır ve Ereğli’nin en önemli simgelerindendir.
1930 yılında Türkiyenin devlet tarafından kredilendirilen ilk konserve fabrikası (Azim Konserve), Osmanlı Çileğinin yoğun bir biçimde üretilmesinden dolayı Karadeniz Ereğli’de kurulur.
Erdemir’in kurulduğu 1960’lı yıllardan itibaren Osmanlı Çileğinin üretiminde gerileme görülmüş ise de, Karadeniz Ereğli Belediyesince düzenlenen Uluslararası festivaller kapsamında, Osmanlı Çileği üretimini teşvik ve desteklemek amacıyla, çeşitli yarışmalar ve etkinlikler düzenlenmektedir.
ERDEMİR
İlk fizibilite çalışmalarının 1959 yılında, harfiyatının ise 1961 yılında başladığı ERDEMİR,
15 Mayıs 1965 yılında hizmete girmiştir. Halen Türkiyenin ilk, en büyük ve tek entegre yassı çelik üreticisidir. Erdemir çağdaş hizmet ve kalite anlayışıyla Türkiye’yi 21. yüzyıla taşıyan lider kuruluşlar arasında yer almakla, sadece ilçemizin değil Türkiye ekonomisinin de en önemli candamarlarındandır.
Kentimizin ekonomik ve sosyal yaşamında çok büyük bir etkisi olan Erdemir sayesinde, orta ve küçük ölçekli saç kesme, dilme ve boru üretimi gibi bir çok yansanayi dalı gelişmiş ve son olarak da gemi sac üretimine başlamasıyla, Türkiyenin en büyük tersaneleri faaliyete geçerek, gemi yapımları ve iş istihdamları nedeniyle ekonomiye çok büyük katkıda bulunmaktadırlar.
Yaklaşık 6700 personeli ile 4 kilometrekarelik bir işletme alanında faaliyet gösteren Erdemir’in kuruluş kapasitesi 470 bin ton/yıl sıvı çelik iken, bugün toplam üretimi 4 milyon ton’un üzerindedir. geçmiştir.Türk Sanayinin gururu lan Erdemir, başta İskenderun Demir Ve Çelik Fabrikası olmak üzere toplam 9 bağlı şirketten oluşmakta ve yaklaşık 15 bin çalışanı olan bir Şirketler Grubudur.
HERKÜL
Yunan mitolojisine göre, Thebai’de doğan Herkül’ün (Grekce Herakles, Latince Hercules) babası Göktanrısı Zeus, annesi ise Alkmene’dir. Bebekliğinden itibaren gücü ve kuvveti ile anılan Herkül, Zeus’un kıskanç karısı Tanrıça Hera tarafından çıldırtılması sonucu karısını ve üç çocuğunu öldürür. Aklı başına geldiğinde Herkül kendi canına da kıymak ister. Ancak, Mykenai kralı Eurystheus’un vereceği oniki görevi yerine getirmesi halinde suçlarından arınacağı söylenir. İşte mitolojide “Herkül’ün Görevleri” olarak adlandırılan ONİKİ GÖREV’in en güç olan Onikinci görev; Hades’in Ölüler ülkesine inip üç başlı ve yılan kuyruklu köpek Kerberos’u yeryüzüne çıkarmaktır.
“Altın Post” un peşine düşen Argonatlara katılarak Argos gemisiyle Ereğli’ye gelen Herakles Hermes ve Athena’nın yardımıyla yeraltı ülkesine iner. Herkül silah kullanmadan ve yalnızca ellerini kullanarak Kerberos’u yakalar ve yeryüzüne çıkarır. İşte Herkül’ün ölüler ülkesi Hades’e indiği bu yer, Ereğli’deki Cehennemağzı Mağaralarıdır.
Ereğli’ye ismini veren bu mitoloji kahramanının heykeli sahil yolundadır.
ELPEK BEZİ
Elpek bezi, Batı Karadeniz Bölgesinde bir zamanların tarım ürünü olan Keten’in liflerinden yüzlerce hatta binlerce yıldır üretilegelmiştir. Karadeniz Ereğli, antik çağlarda ketenden ürettiği yelken bezi ve dokumalarıyla ünlenmiştir. Karadeniz bölgesinin dağlarla çevrili ve yıllık nem oranının diğer bölgelere göre yüksek olmasından dolayı elpek bezi bu bölgenin en önemli giysilerinden biri olmuştur. Zira, insan vücudunun nemden etkilenmesini önlediği bilinen ketenden elde edilen Elpek bezi, tarihten bu yana iç ve dış giyim malzemesi olarak kullanılmıştır.
1940-50 yıllarında kaybolma sürecine giren Elpek bezi, yaklaşık 50 yıl aradan sonra yeniden canlandırılmıştır. 1997 yılından sonra Armutçuk beldesinde Kdz.Ereğli ve Kandilli Belediyesinin desteği ile özel bir firma tarafından dokuma tezgahları ile üretime başlamıştır. Halen Elpek bezinden yapılan çeşitli model ve tasarımlardaki dokumalar, Sahilyolu Elpek Ev’inde sergilenmekte ve satılmaktadır.
ULU ÇINARLAR
Karadeniz Ereğli Fetih Çınarları Fatih Sultan Mehmet’in fermanıyla stanbul’un fethinin ardından fetihin sembolü ve yeşilliğin teşviki amacıyla dikilmiştir. Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından tescillenmi ve koruma altına alınmış olan çınar sayısı 8 adettir. Ulu çınarların yaşlarının 550 yılı aşkın olduğu belirlenmiştir. Tarihi çınarların bulunduğu bölgelerin bazıları çevre düzenlemeleri yapılarak, sosyal ve dinlenme alanları olarak kullanılmaktadır.
FESTİVALLER
1991 yılında ilk defa Kdz.Ereğli Tarih Doğa Ve Kültürünü Yaşatma Derneğince “Osmanlı Çileği Teşvik Yarışması” olarak düzenlenen ve 1992 yılında tekrarlanan bu etkinlik, 1993 yılından itibaren Kdz.Ereğli Belediyesinin öncülüğünde ve organizasyonunda Kdz.Ereğli Çilek ve Kültür Festivali’ne dönüşmüştür. 1995 yılından itibaren Uluslararası nitelik kazanmıştır.
Festival kapsamında mitoloji’de Kerberos’un kardeşi olarak bilinen ve ismini ondan alan Hydra kentinin kardeş şehir ilan edilmesi ve karşılıklı ziyaretler sonucu Ereğli’miz Avrupa Birliği tarafından, Yurdumuzda ilk ve tek “Avrupa Kenti” ilan edilmiştir. Böylece festivalimiz Ulusal ve Uluslararası düzeyde çekici hale gelmiş, tanıtım kaynağı olmuştur.
Bugün festivalimiz; Haziran aylarında Osmanlı Çileği Kültür Festivali, Temmuz aylarında Uluslararası Sevgi, Barış, Dostluk Kültür ve Sanat Festivali ve Aralık aylarında Karadeniz Ereğli Hamsi Festivali olmak üzere 3 ayrı festival olarak devam etmektedir.
Ayrıca, 2002 yılında yapılan Hamsi Festivalinde, 1600 metrelik en uzun mangal rekoruyla Ereğli’miz Guinness Rekorlar Kitabına girmiştir.
EREĞLİ VE ÇEVRESİNDEKİ GEZİ YERLERİ
Çevredeki gezi yerlerini ise kısaca şöyle sıralayabiliriz;
Ereğli’ye 15 km. mesafedeki Armutçuk-Kandilli beldesindeki aktif ve terkedilmiş maden ocakları ziyaretçiler için ilginç mekanlar oluşturur. Yol güzergahındaki Balı köyünde bulunan su kemeri kalıntılarını doğa içerisinde görmek ve görüntülemek mümkündür.
Günümüzün Doğa Sporları ve Off-Road etkinlikleri için uygun yapıya sahip olan Güneşli beldesi ormanlarında görülmeye değer iki şelale mevcuttur. Hasbeyler köyü üzerinden Ereğli’ye yaklaşık 35 km. mesafedeki bu şelalelerin adları Yeni Doğancılar Şelalesi ve Kayalıdere Şelalesi’dir. Güneşli vadisinden Ova barajına kadar olan bölgede rafting ve kano sporlarının yapılabileceği doğal alanlar mevcuttur.
Yazıcılar köyü sınırları içerisindeki irili ufaklı 30 civarındaki Alayurt Mağaraları ile Süleymanbeyler köyü sınırları içerisindeki tarihi Göleviç Mağaralarına yaklaşık 20 km.lik bir karayolu seyahatinden sonra orman içinden yapılan yürüyüşle ulaşılmaktadır. Dağcılık sporuna meraklı olanların mutlaka görmesi gereken ve tarihi bir önemi de bulunan Göleviç Mağarasının hemen yanıbaşındaki Göleviç Şelalesi vardır.
Alaplı güzergahından gidilen Gümeli beldesi içerisindeki Karakavuz dağ ve ormanları ile Bacaklıyayla; arazi araçları, bisiklet, tırmanma ve tracking için idealdir. Bölge aynı zamanda biyolojik çeşitlilik açısından çok zengin olup, asırlık Porsuk ağaçları ve tarihi kalıntılarıyla hayli ilginç bir mekandır.
Haftasonu piknikleri için en uygun alanlardan biri de; Yaraşlı ve Ova barajı’larıdır. Amatör balıkçılık, bisiklet ve kano meraklıları için idealdir. Yaz aylarında ise hem deniz ve hem de piknik için Ereğli-Akçakoca karayolu üzerinde yaklaşık 20 kilometrelik kumsal ve doğal plajlar üzerinde çeşitli tesisler mevcuttur. Kandilli yolu üzerindeki kıyı ve koylar ise, doğa ile denizin içiçe olduğu, Karadeniz’in serin sularında yüzmenin keyfine varmak isteyenlerin tercih edeceği sakin dinlence yerleridir.
|